İMEAK DTO Ocak 2026 AB Bülteni

Sayın Üyemiz,

Avrupa'da denizcilik sektöründe enerji verimliliği uygulamaları, deniz çevresinin korunması, dijital dönüşüm, denizcilikte teknolojik uygulamalar ve araştırma alanında meydana gelen güncel gelişmelere ilişkin çeşitli kaynaklardan derlenen haberler bilgilendirme amacıyla aşağıda sunulmaktadır.

 

1. IBIA ile Hong Kong Gemi Sahipleri Derneği Arasında Deniz Enerjisi ve Sürdürülebilir Deniz Taşımacılığı Alanında İş Birliğini Geliştirmeye Yönelik Mutabakat Zaptı İmzalandı

IBIA (Uluslararası Bunker Endüstrisi Derneği) ile Hong Kong Gemi Sahipleri Derneği (HKSOA), 19 Kasım 2025 tarihinde Hong Kong’da düzenlenen IBIA Yıllık Kongresi sırasında bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzalamıştır. Küresel deniz enerjisi değer zincirinin sesi olan IBIA ile Asya’nın önde gelen armatör ve işletmeci topluluğunu temsil eden HKSOA arasında tesis edilen bu çerçeve anlaşma; bunker/marine enerji, sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve profesyonel gelişim alanlarında daha yakın iş birliği yürütülmesine imkân sağlamayı amaçlamaktadır.

Mutabakat Zaptı kapsamında taraflar; yeşil deniz taşımacılığı, alternatif yakıtlar ve sürdürülebilir bunker tedarik zincirlerine yönelik Ar-Ge faaliyetleri, ortak eğitim programları, seminer ve atölye çalışmaları ile sektörel yetkinlik geliştirme girişimlerinin hayata geçirilmesi gibi öncelikli alanlarda iş birliğini güçlendirmeyi planlamaktadır. Ayrıca bölgesel ve uluslararası platformlarda düzenleyici, çevresel ve operasyonel konularda ortak savunuculuk faaliyetleri yürütülmesi hedeflenmektedir. IBIA Başkanı Constantinos Capetanakis, bu iş birliğinin küresel bunker endüstrisi ile Hong Kong’un dinamik armatör topluluğu arasındaki etkileşimi derinleştireceğini vurgularken; HKSOA Başkanı Angad Banga, Hong Kong’un yeşil yakıt tedarik merkezleriyle yakınlığının sürdürülebilir bunkering için stratejik bir avantaj sunduğunu ifade etmiştir.

Anlaşma, her iki kuruluşun da denizcilik sektörünün düşük karbonlu bir geleceğe geçişine katkı sunma kararlılığını ortaya koyarken, operasyonel verimlilik ve güvenlik standartlarının korunmasına yönelik ortak iradeyi de teyit etmektedir. Mutabakat Zaptı kapsamındaki faaliyetler ve projeler, ihtiyaç ve fırsatlara göre ayrıca belirlenecek olup, taraflar sprintler çerçevesindeki çalışmalarında kendi maliyetlerini üstlenecek; yalnızca tarafların farklı bir düzenleme üzerinde mutabık kalması hâlinde bu maliyet paylaşımında değişikliğe gidilebilecektir. (Kaynak: IBIA Web Sitesi)

 

2. GCMD, Yelken Bazlı İtki Sistemlerinde Enerji Tasarrufunu Ölçmek İçin Yeni Metodolojiyi Test Ediyor

Küresel Denizcilik Karbonsuzlaştırma Merkezi (Global Centre for Maritime Decarbonisation – GCMD), rüzgâr destekli itki sistemlerinin (Wind-Assisted Propulsion Systems – WAPS) operasyonel performansını değerlendirmek amacıyla geliştirdiği yeni güç tasarrufu ölçüm metodolojisini gerçek saha koşullarında test etti. Bu çalışma, rüzgârla desteklenen itki teknolojilerinin geminin ana makine yükü üzerindeki etkisini objektif, izole edilebilir ve doğrulanabilir bir yöntemle analiz etmeyi hedefliyor.

Testler, 50.332 dwt sınıfında bir MR ürün tankerine Mart 2025’te entegre edilen üç adet 22 metre yüksekliğindeki emiş yelkeni üzerinde yürütüldü. Söz konusu yelkenler, rüzgâr hızı ve açısı ile geminin hızı, rotası ve ana makine güç tüketimini 15 saniyelik aralıklarla kaydeden yüksek frekanslı ölçüm sistemleriyle donatıldı. Üretilen veriler, aynı meteorolojik ve operasyonel koşullar altında yelkenlerin açık ve kapalı olduğu durumları karşılaştıran ve “on–off test” olarak adlandırılan bir protokol çerçevesinde analiz edildi. Kullanılan metodoloji, ITTC ve DNV gibi uluslararası teknik kuruluşların değerlendirme standartlarıyla uyumlu bir şekilde tasarlandı. Analiz sonuçları, sistemin ortalama anlık güç tasarrufu oranının %7,2 olduğunu ve bu değerin güven aralığının %6,2 ile %8,2 arasında değiştiğini gösterdi. Rüzgâr koşullarının elverişli olduğu durumlarda, özellikle görünür rüzgâr açısının yaklaşık 47 dereceye denk geldiği ve rüzgâr hızının 15,3 m/s seviyesine ulaştığı anlarda tasarruf oranı %28,1’e kadar yükseldi. Buna karşılık, başa rüzgâr gibi olumsuz koşullarda sistem zaman zaman negatif tasarruf üreterek en fazla –%14 seviyesine kadar düştü; bu nedenle sistemin kapatılabilir bir modda işletilmesi gerektiği değerlendirildi.

GCMD tarafından geliştirilen bu metodoloji, çevresel değişkenliklerin etkisini ayırarak rüzgâr destekli itki sistemlerinin gerçek performansını bilimsel temelde ortaya koymayı amaçlıyor. Aynı zamanda, WAPS teknolojilerinin operasyonel doğrulama süreçlerine standartlaştırılmış bir yaklaşım getirerek sektör genelinde uygulanabilir bir kalite güvencesi çerçevesi oluşturuyor. Bu yaklaşımın, gelecekte performansa dayalı finansman modelleri, karbon azaltım teşvik mekanizmaları ve ilgili yatırım kararları için güvenilir veri üretimine katkı sağlayacağı öngörülüyor. Sonuç olarak, bu çalışma rüzgâr destekli itki sistemlerinin IMO’nun 2030 ve 2040 karbon azaltım hedefleri ile Avrupa Birliği’nin FuelEU Maritime düzenlemeleri kapsamında önemli bir tamamlayıcı teknoloji olarak değerlendirilmesine yönelik bilimsel temeli güçlendiriyor. (Kaynak: Lloyd’s List Web Sitesi)

 

3. BIMCO Yeni Denizcilik Dijitalleşme Ağı’nı Kurmaya Hazırlanıyor

BIMCO, küresel denizcilik sektöründe dijital dönüşümü hızlandırmayı ve paydaşlar arasında daha güçlü bir işbirliği ortamı oluşturmayı amaçlayan yeni Denizcilik Dijitalleşme Ağını kurmaya hazırlanıyor. Bu ağ, denizcilik sektöründe dijitalleşme süreçlerinde karşılaşılan temel zorluklara yönelik pratik çözümler geliştirmek ve ortak bilgi üretmek amacıyla, paydaşların görüş alışverişinde bulunabileceği açık bir platform olarak tasarlanıyor. Ağın temel işlevi; katılımcıların ticari tecrübelerini paylaşabildiği, dijital uygulamalara ilişkin başarılı ve başarısız örnekleri değerlendirebildiği ve sektördeki yeniliklere dair düzenli bilgi akışının sağlandığı dinamik bir ortam yaratmaktır. Bu çerçevede gerçekleştirilecek tartışma oturumları ve çevrim içi etkinlikler sayesinde dijital teknolojilerin operasyonel süreçlere entegrasyonuna yönelik güncel bilgiler paylaşılacak; böylece operasyonel verimlilik artışı ve daha sürdürülebilir bir deniz taşımacılığı modeli desteklenecektir.

Ağın çalışma alanları arasında elektronik konşimentolar, sefer optimizasyonu, Tam Zamanında Varış (Just-in-Time Arrival) uygulamaları, Blue Visby Girişimi (Blue Visby Project) kapsamında geliştirilen çözümler, gemi performansı ve optimizasyon teknikleri, kira sözleşmeleri ve yönetim anlaşmalarında kullanılmak üzere geliştirilen akıllı dijital sözleşmeler ile ticaret süreçlerinin sayısallaştırılmasını amaçlayan kağıtsız ticaret girişimleri yer almaktadır. Bu temalar, denizcilik sektöründe uygulanabilir dijital çözümlerin yaygınlaştırılması ve ticari süreçlerin modernizasyonu açısından temel odak noktalarını oluşturmaktadır.

BIMCO, bu ağ aracılığıyla dijital iş akışlarına geçişin sektör genelinde daha uyumlu, etkin ve erişilebilir hale gelmesini hedeflemekte ve dijitalleşmenin deniz taşımacılığı değer zincirine sağlayacağı faydaların tüm paydaşlara yansımasını amaçlamaktadır. Ağın toplantıları çevrim içi formatta gerçekleştirilecek olup, katılım sağlamak veya daha fazla bilgi almak isteyen tarafların ilgili kişiyle iletişime geçebileceği belirtilmektedir. (Kaynak: BIMCO Web Sitesi)

 

4. Çinli Bir Tersanenin Araştırma Kolu, Bir Ton CO²’nin Bertaraf Edilme Maliyetini Hesapladı

Bir Çin araştırma kuruluşu, gemi emisyonlarından bir ton CO² yakalamanın maliyetini hesaplayarak açıkladı. Buna göre, bir ton CO²’nin işletme bazlı yakalama maliyeti yaklaşık 500 CNY (70,8 USD) seviyesinde gerçekleşiyor. Gemi üzerine kurulacak karbon yakalama sistemlerinin sermaye giderlerinin (CapEx) ise gemi tipine ve sistem konfigürasyonuna göre değiştiği belirtiliyor. Araştırma kurumu, bu maliyet değerlendirmesini, denizde yakalanan CO²’nin yakalama, transfer, toplanma (aggregation) ve nihai jeolojik depolama süreçlerini kapsayan bütünleşik bir değer zincirinin oluşturulmasına yönelik yürütülen yeni bir uluslararası iş birliği kapsamında paylaştı. Bu iş birliğinde araştırma kurumunun görevi karbon yakalama teknolojisini sağlamak, karşı taraftaki paydaşın görevi ise CO²’nin güvenli aktarımı, toplanması ve karada kalıcı şekilde depolanması olarak tanımlanıyor. Söz konusu iş birliği sayesinde oluşturulan değer zinciri, özellikle Kuzey Denizi ve Baltık Denizi bölgesinde faaliyet gösteren gemiler için uygulanabilir bir çözüm modeli sunuyor.

Araştırma kurumuna göre, gemi üzerinde karbon yakalama sistemleri için ayrılan hacim yaklaşık 300 ila 700 ton arasında değişebiliyor; ancak bu konuda kesin bir standardın oluşması için henüz erken olduğu ifade ediliyor. Mevcut uygulamalarda yakalanan CO², Tip-C sıvı CO² tanklarında depolanıyor ve bu tankların 300 tondan 3.000 tona kadar hacim kaplayabildiği biliniyor. Alternatif olarak CO², 20 ft ISO konteyner tipi CO² tanklarında da depolanabiliyor. Depolama kapasitesi gemi türüne ve operasyonel profile göre farklılık gösteriyor. Yakalanan CO²’nin taşınması, gemiden gemiye transfer (ship-to-ship transfer) yöntemiyle Tip-C tanklardan bir sıvı CO² taşıyıcısına aktarılıyor. Konteyner tankların ise limana varışta doğrudan karaya alınması öngörülüyor. Araştırma kuruluşu, şu anda boşaltma işlemlerinin yalnızca limanda yanaşma sırasında gerçekleştirildiğini, yanaşmaksızın boşaltma (offshore offloading) yönteminin ise henüz test edilmediğini bildiriyor. Yaklaşık 300 m³ sıvı CO²’nin boşaltılması işleminin, hacme bağlı olarak yaklaşık bir saat sürdüğü ifade ediliyor.

Boşaltılan sıvı CO², transfer sonrasında arıtılıyor ve uygun basınç ile sıcaklık seviyelerine getirilerek hem kara hem de deniz-altı jeolojik formasyonlarında kalıcı depolama (permanent sequestration) amacıyla gönderilebiliyor. Ayrıca belirli durumlarda, CO²’nin biyoyakıt üretimi gibi alternatif endüstriyel kullanım alanlarına da yönlendirilebileceği belirtiliyor. İş birliği kapsamında konuşan yetkili bir yönetici, “Denizde yakalamadan karada kalıcı ve güvenli depolamaya kadar tüm süreci bütünleştirerek döngüyü kapattıklarını” ifade etti. Singapur merkezli Küresel Denizcilik Karbonsuzlaştırma Merkezi tarafından geçtiğimiz yıl yayımlanan çalışmaya göre, 49.700 dwt’lik bir MR2 tankere prototip bir gemi-üstü karbon yakalama sistemi kurulmasının toplam sermaye maliyeti 13,6 milyon USD seviyesinde bulunuyor. (Kaynak: TradeWinds Web Sitesi)

 

5. Dünya Denizcilik Konseyi, BM’nin Sürdürülebilir Ulaşım On Yılı Lansmanında Okyanus Taşımacılığını Temsil Etti

Dünya Denizcilik Konseyi (World Shipping Council – WSC), 10 Aralık tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından başlatılan “Sürdürülebilir Ulaşım On Yılı” etkinliğinde, okyanus taşımacılığının küresel tedarik zincirlerinde sera gazı (GHG) emisyonlarının azaltılmasındaki kritik rolünü vurgulamıştır. Deniz taşımacılığı kamuoyunda genellikle görünmez kalsa da dünya ticaretinin yaklaşık %80’ini taşımakta olup, kara ve hava taşımacılığına kıyasla daha yüksek emisyon verimliliği sağlayan bir taşıma modudur. Bu çerçevede WSC, okyanus taşımacılığının sürdürülebilir ulaşım politikalarında merkezi bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir.

WSC Başkanı ve CEO’su Joe Kramek, etkinlikte yaptığı açıklamada, deniz taşımacılığının enerji dönüşümünün, ülkelerin yenilenebilir deniz yakıtlarına ve ilgili liman altyapılarına yatırım yapmaları için önemli bir fırsat olduğunu vurgulamıştır. Hat taşımacılığı sektörünün, 2030 yılına kadar düşük ve sıfır sera gazı emisyonlu yakıtlarla çalıştırılmak üzere tasarlanmış 1.035 adet çift yakıtlı gemi için 150 milyar ABD doları tutarında kesin sipariş verdiğini belirtmiştir. Kramek, Sürdürülebilir Ulaşım On Yılı kapsamında kamu ve özel sektörün iş birliğiyle uygun maliyetli yeşil deniz yakıtları ve küresel altyapının hızla geliştirilmesini ve bunun dünya tedarik zincirlerinde emisyon azaltımını hızlandıracak önemli ekonomik olanaklar yaratmasını beklediklerini ifade etmiştir.

WSC, aynı zamanda Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) nezdinde küresel ölçekte uyumlu ve etkin sera gazı düzenlemelerinin geliştirilmesinin karbonsuzlaştırma sürecinin temel gerekliliklerinden biri olduğunu vurgulamıştır. Konsey, okyanus taşımacılığının BM Sürdürülebilir Ulaşım On Yılı kapsamında tanınan, desteklenen ve sürdürülebilir çözümlerin ayrılmaz bir parçası olan bir sektör haline gelmesi için çalışmalarını sürdürdüğünü açıklamıştır. (Kaynak: WSC Web Sitesi)

 

6. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyi İklim Yasasında Emisyonlarda %90 Azalma Konusunda Anlaştı

Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Birliği Konseyi, AB’nin 2050 yılında iklim nötrlüğüne ulaşma hedefi doğrultusunda, 1990 seviyelerine kıyasla 2040 yılına kadar net sera gazı emisyonlarının %90 oranında azaltılmasını öngören yeni ve bağlayıcı bir ara hedef üzerinde siyasi bir uzlaşıya varmıştır. Bu hedef, enerji üretiminden endüstriye, binalardan ulaştırma modlarına, karayolu ve deniz taşımacılığı dahil tüm ekonomik sektörlerin dönüşümünü içeren kapsamlı bir çerçeve sunmakta olup, özellikle deniz taşımacılığı sektöründe AB kapsamındaki CO² eşdeğeri emisyonların azaltılması yönünde ileri seviye uyum politikalarının geliştirilmesine zemin hazırlamaktadır. Mutabakat kapsamında üye devletlere hedefe ulaşma sürecinde belirli bir esneklik tanınmakta, 2036 yılından itibaren emisyon azaltım hedefinin en fazla %5’lik kısmının Paris Anlaşması’nın ilgili kurallarına uygun ve yüksek çevresel bütünlüğe sahip uluslararası karbon kredileriyle karşılanmasına imkân verilmektedir. Bu çerçevede kullanılacak kredilerin; küresel ölçekte uygulanan yüksek standartlı emisyon azaltım projelerine dayanması, çevresel faydasının doğrulanabilir olması ve AB’nin uzun vadeli iklim politikalarıyla uyumlu hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu husus, özellikle emisyon azaltımının zor olduğu sektörlerde, aralarında denizcilik operasyonlarının da bulunduğu faaliyetlerde ek uyum seçenekleri yaratmaktadır.

Bunun yanında, binalar ve karayolu taşımacılığı yakıtlarını kapsayan AB Emisyon Ticareti Sistemi’nin (ETS2) yürürlüğe girişinin bir yıl ertelenerek 2028 yılına alınmasına karar verilmiştir. Böylece AB, enerji fiyatları ve sosyal etkiler değerlendirilerek daha dengeli bir geçiş dönemi planlamaktadır. Yeni hedef doğrultusunda Avrupa Komisyonu, teknolojik ilerlemeler, güncel bilimsel veriler, enerji maliyetleri ve ekonomik etkiler ışığında her iki yılda bir değerlendirme yapacak ve ihtiyaç duyulması halinde ek politika araçları veya mevzuat güncellemeleri önerecektir. Bu düzenli gözden geçirme mekanizması, AB’nin 2040 ve nihai olarak 2050 hedeflerine ulaşmasını güvence altına almak üzere tasarlanmıştır. Varılan bu siyasi anlaşma, Avrupa Parlamentosu ile AB Konseyi’nin resmi onay süreçlerinin ardından yasalaşacak olup, AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmasını müteakip yirmi gün sonra yürürlüğe girecektir. Söz konusu hedef, Avrupa Birliği’nin küresel iklim politikalarında liderliğini pekiştirmekte; denizcilik sektörü dahil tüm ulaştırma modlarında sürdürülebilir enerji kullanımı, düşük ve sıfır karbonlu yakıtların geliştirilmesi, emisyon ölçümü ve raporlama standartlarının güçlendirilmesi gibi alanlarda hem AB içi hem de uluslararası paydaşlar için belirleyici bir yol haritası oluşturmaktadır. (Kaynak: European Parliament Web Sitesi)

 

Bilgilerinize arz ve rica ederim.

Saygılarımla,

 

                                                                                                         Saygılarımla,

                                                                                                          İsmet SALİHOĞLU
                                                                                                          Genel Sekreter

_meak_dto_ocak_2026_ab_bulteni_hk.pdf